Yol Bitmez

Gaspesie Road trip-1.Bölüm: Rimouski

Yol nereye götürürse diyerek çıkmıştım. Bir planım ve rotam yoktu genel olarak dünya haritası üzerinde keçeli kalemle çizilmiş genel bir çerçeve vardı. Zaten böyle bir şeyi planlayarak yapmak gezinin ruhuna ne kadar uygundu ki? Kanada’da Montreal’deydim. Nereye gideceğime dair en ufak bir fikrim, planım yoktu. Bir sonraki yere bazen yolun kendisi götüyor bazen de siz gidiyorsunuz bir şekilde. Couchsurfing‘den Annie’nin evinde kalıyordum. Montreal’i yeterince gezmiş, birlikte vakit geçirmiş, sohbetin ve gecenin ilerleyen saatlerinde sen olsan nereye giderdin diye Annie’ye sormuştum. Gaspesie adası turunu yapmayı önerdi. O esnada bahçeye bakan balkonda haşhaş içiyor ve adam asmaca oynuyorduk… Sonra anlatmaya başladı… “Tur 7-8 durakla birlikte toplamda 1300km ve 10 gün kadar. İlk mola verebileceğin yer olan Rimouski’de üniversite’de okuyan Chantal adında bir arkadaşım var. Chantal’la konuşurum seni 2-3 gün misafir edebilir.” Öylece anlatmaya devam etti. Biraz daha üzerine konuştuktan sonra Kanada’lılar için de özel sayılan Gaspesie adası turunu (road trip) yapmaya karar verdim. İlk mola verebileceğim yer olan Rimouski’den önce Quebec ve Orleans adasını gezecektim… Adam asmaca oyununu bitirmiştik. Konu arada geziden oynadığımız kağıt oyunlarına dönüyordu. Sonra bana Türkiye’ye özgü bir oyun var mı diye sordu. Bir çoğumuzun oynadığı oyunlarından isim şehir geldi aklıma… Oyunu anlattıktan sonra bütün oyun boyunca ama bu da sayılır denecek şeyleri yazarak güldük, eğlendik 🙂 Dünya’nın neresinde olursanız olun, dininiz, diliniz, ırkınız ne olursa olsun uçsuz bucaksız bir karanlığın ve kainatın ortasında bir toz zerreceği olan dünyanın herhangi bir yerinde bir şeyleri paylaşabiliyorsanız aynı an’ı yaşayabilirsiniz…

Annie isim şehir oyununu çok beğendi… Tahminimce arkadaşlarıyla da oynayacaktır ve böylelikle ülkemize özgü bir oyunu okyanus’un ötesinde başka bir kıtaya taşımış oldum 😉

İlk durak: Rimouski (1300km Gaspesie Road Trip)…
Annie ile Montreal’de bir süre beraber yaşadım ve vedalaşıp yeniden yola çıktım. İlk durak olan Rimouski’den önce Quebec Orleans adasına geçtim. Couchsurfing‘ten Robert’e misafir olup 4 gün vakit geçirdim. Hayata ve yaşama dair bir çok şey öğrendiğim ve kendi benliğimde en diplere gittiğim bu adadan paylaşımlı bir araba yolculuğu ile ayrılıp Rimouski’ye ulaşmıştım. 1300km’lik yolun 200-300km’lik bir kısmını katetmiştim. Rimouski’ye ilk gelişim ve yol Rimouski’ye ulaşana kadar nehir kenarından öylece devam etmiş ve yol boyunca nehri izlemiştim. Rimouski’de Annie’nin arkadaşı Chantal’la buluşacaktım. Tim Horton’s (Kanada’nın Starbucks’ı)’a ulaştım ve yarım saat kadar Chantal’ı bekledim. İletişim bilgilerini almamıştım. Bir sorun oldu sanırım diye düşünürken Chantal geldi. Güzel sanatlar’da resim bölümünü bırakıp biyoloji bölümüne geçmişti. Evinin duvarlarında kendi yaptığı yağlı boya tabloları hala asılıydı. Türkiye’de olduğu gibi başka yerler de de sevdiği şeyleri bırakan ama enerjisini kaybetmeyen insanlar vardı. Eve doğru yürüdük. Gecikmesinin sebebini eve ulaştığımızda anladım. Öncesinde sürpriz olsun diye sıcak şarap yapmıştı. Kafası güzel insanların süprizleri de güzel oluyor 🙂 Gün batımına az kalmıştı sıcak şarabı da alıp nehrin kenarına gittik ve şarapla birlikte gün batımını izledik. Güneş mi buralar da farklı batıyordu yoksa yolda olmanın verdiği huzurlamıydı, nehrin üzerinde batan güneşi izlemek adeta bir ibadet, meditasyon gibi gelmişti. Rimouski’de güneş nehrin üzerinde batıyordu ve turistik olmayan bu kasabada güneşin batışını izlemek tam anlamıyla o an’ın içinde olmamı hissettirmişti. Sonra sivrisineklere aldırış etmeden çıplak ayaklarla nehrin kenarında yürüdük. Ayaklarımız çamur olmuştu ama kimin umrundaydı ki? Çocuklar gibi eğlenip sonrasında eve döndük. Yaz dönemiydi ve üniversite tatildi. Chantal bir restoran’ta çalışıyordu. Sabah ev arkadaşı ile Chantal’ın çalıştığı restoran’a kahvaltı yapmayaya gittik ve pankek yedik. Sonra ev arkadaşıyla okudukları üniversiteyi gezdik ve arkasından likör dükkanına gidip içki alıp şehir’i dolaştık… Saat öğleden sonrasını görmüş ve eve dönüyorduk ki Chantal işten çıkıp arkadaşlarıyla geldi. Birlikte orman içinde bir nehre yüzmeye gittik. Giderken geçtiğimiz parklarda çimleri sulayan fıskiyelerin altına girip sırılsıklam ıslanarak eğlendik. Havanın sıcaklığında bu serinleme iyi gelmiş, ormandaki nehre doğru yürürken güneş kurutmaya başlamıştı. Doğal kafayla yaşanan bu boyut ne alkol ne de başka bir şey’le sağlanamayacak en pik nokta. Nehre ulaştık. O kadar hızlı akıyordu ki bu bir şaka olmalı diye düşündüm 🙂 Hayatımda ilk defa akıntılı bir nehirde yüzdüm. Akıntının tersine yüzdüğümde neredeyse olduğum yerde kalıyordum. Akıntıyla birlikte yüzüp ormanın içerisinde başka bir yerden çıktık. Bir kez daha anlıyorum ki böyle bir şeyi yapmakla hayatımın en doğru kararını vermişim. Ama şu da var ki böyle bir şeyi yaptığınızda ok yaydan bir kez çıkmış oluyor ve yol sizi tekrar çağıracağı için artık hiç bir şekilde geri dönüşünüz yok 🙂 Eve döndüğümüzde Chantal bana çiğ köfte yapıp yapamayacağımı sordu. İstemsiz bir şekilde neyi dedim cevap verdi ve arkasından çiğ köfteyi nereden biliyorsun diye sordum. Chantal daha önce İstanbul’a gelip bir hafta gezmiş ve bundan ilk defa bahsediyordu. Ve arkasından İstanbul’dan aldığı bir müzik CD’sini gösterdi. Daha önce Hakan Vreskala’yı hiç dinlememiştim…

20150715_120606_hdr

İstanbul’a geldiğinde çiğ köfte yediğini ve çok beğendiğini söyledi. Daha önce hiç çiğ köfte yapmamıştım nasıl yapıldığına dair de en ufak bir fikrim de yoktu. İyi tarafından baktım Türkiye’ye özel bir yemek olsaydı işim daha zor olabilirdi 🙂 Neden olmasın dedim. Ertesi gün Chantal işe gittiğinde internet’ten malzeme ve tarifi çıkartıp kasabadaki en büyük markete gidip malzemeleri aldım. Chantal nasıl yapıldığını öğrenmek istiyordu sonrasında kendisi de yapabilmek için. O yüzden akşam Chantal döndükten sonra çiğ köfteyi birlikte yaptık. Yalnız nar ekşisi bulamadığımdan yerine nar şurubu almıştım. Doğal olarak renk ve tat tam olarak tutmadı. Ama şarapla güzel gidiyormuş 🙂

20150714_195620_hdr

Geziyle ilgili hissettiklerimi ve deneyimlerimi aklıma geldiği gibi, arkadaş ortamında anlatır gibi aktarıyorum… Yemekten sonra Rimouski nehri’nin kenarında akşam yürüyüşüne çıkmıştık. Sallana sallana yürüyorduk. Chantal’da dünyayı dolaşmak istiyordu… Konuşurken kocaman yeşil gözleriyle uzun uzun an’ın tam içinde olarak bakıyordu. Seyahate başladığımdan beri bileğimde olan ve bitene kadar benimle dünyayı gezmesini düşündüğüm iki bileklikten birini Chantal’a verdim ve dedim ki; “Bir tanesi burada senin bileğinde olacak, bir tanesi benimle ben gezdikçe dünyayı dolaşacak”. Bir insanı mutlu etmek elbette yapmak zorunda olduğumuz bir şey değil ve geri dönüşü de olmayabilir. Ama bu sizi de mutlu eder ve bu dünya da her şey içinize akıttığınız iyi enerjiden ibaret. Gözlerindeki gülümsemeyi dün gibi hatırlıyorum ve benim seyahatim şimdilik yarı da kaldı ama Chantal sonrasında dünya turuna çıktı ve şu an da yollarda… Yani durumun tam tersi oldu yaptığınız güzel şeyler bir şekilde size geri dönüyor ve benim bilekliğim onunla birlikte dünyayı geziyor… Ama bunu kim bilebilirdi ki? Ertesi gün ayrılık zamanıydı. Çantamı toplamış, kahvaltıyı yapmıştık… Chantal yola otostopla devam edeceğimi bildiği için iki tane hamburger hazırladı. O hamburgerlerin tadı hala damağımda… İnsan bir şeyi severek ve isteyerek yaptığında bu her şekilde anlaşılıyor… Sonra beni otostop çekeceğim noktaya kadar bıraktı. Kafamda Gaspesie turuna ait durakları belirlememiştim her şey spontane gelişiyordu zaten. Bana Sea Shack’a uğramamı ve kamp atmamı söyledi. Burası deniz kenarında bir festival ve kamp alanıymış. Annie ilk durak olarak Rimouski’yi önermişti. Chantal ise Rimouski’de bir durak sonrası için Sea Shack’ı önerdi. Bunu uzun bir seyahat’e çıkmadan önce planlı yapmaya çalışmak hem çok sıkıcı, hem çok zaman alır. Oysa ki akışa bırakınca her şey kendiliğinden gerçekleşiyor. Kısa bir konuşma uzun uzun bakışların ardından ve otostop için hazırladığı yazıyı çantamın arkasına taktı. Sonra sarılıp ayrıldık. Yazı yürürken o tarafa giden varsa dursun diyeydi. Elim ara ara otostop işaretiyle doğu Rimouski’ye kadar 1 saat yürüdükten sonra Matane’a giden fotoğraf öğretmeni bir kız durdu ve Matane’a kadar bıraktı. İki saatlik yolculuk sırasında hiç bilmediğim hayatlara konuk oluyordum yine… Yol öylece nehir kenarından ve ara ara kasabaların içinden geçiyordu….

ve güzel insanlarla anı ölümsüzleştirdiğimiz bir kare  🙂
20150713_200532_hdr

Yolun bu kısmının öğretileri: “Plan yapmayın, akışına bırakın, akışa karşı gelmeyin, sizden daha büyük evren var ve onun kendi akışı var (buna kader diyebilirsiniz). Yeni deneyimlere açık olun, çekinmeyin, genelde aklınıza ilk geleni seçin, paylaşın, karşılaştığınız insanlara tutkularını, hayallerini sorun ve sizi gülümseten mutlu eden insanlarla birlikte olun siz de mutlu edin, ağzımızdan çıkan her söz ve evrene gönderdiğimiz her şey bize geri dönecektir, evren her şeyi saf bir şekilde kabul eder… ”

 

 

Göksel

www.yolbitmez.com/ben-kimim

Add comment

Bir Cevap Yazın

Son Yazılar

Instagram

  • pazar sundayfunday sunday mahatmacafe portre portraiture portrait portraitphotography
  • Portre ekim Fla MarseilleFrance vscocam vsco instapic vscogood instalife aniyakalahellip
  • Karlatmzda bu arkadalar dada zgrce geziyorlard O andan geriye buhellip
  • Portrait France Model Lina from Leutivos Respublica vscocam vsco instapichellip
  • Fla MarseilleFrance vscocam vsco instapic vscogood instalife aniyakala objektifimden instagramturkeyhellip
  • arkadalar iyidir friends moda modasahil sundayfunday
  • Gney alp zirveleri Mont Blanc France vscocam vsco instapic vscogoodhellip
  • Portre irincezmirTurkey vscocam vsco instapic vscogood instalife aniyakala objektifimden instagramturkeyhellip
  • Portre Fla MarseilleFrance vscocam vsco instapic vscogood instalife aniyakala objektifimdenhellip

Ben Kimim


Üniversiteyi bitirip yıllarca IT sektöründe yazılım mühendisi olarak çalıştım. 21. yüzyılın icadı olan kariyerime ikinci bir üniversite diploması, üç beş özel kurs ve 8-10 da sertifika ekledim. Sistemin bana sundugu tüm zokayı yiyip, modern köleliğin dibine vurdum. Ev, iş ve İstanbul trafiğinde… devamını oku

Popüler Yazılar

Sosyal medya takip

Sosyal medyada takip etmek için:

/* ]]> */