Yol Bitmez

Quebec ve Orleans Adası

Sabah 06:15’te trenin kalkmasına son iki dakika kala yetişip Montreal’den Quebec’e giden trene bindim. Tren çiftliklerin, köylerin arasından gidiyordu yol ise şehrin içinden bu yüzden trenle gitmeyi tercih ettim. Yol üstünde bilgisayara duvar kağıdı olacak manzaralar vardı. Yuvarlak balya şeklinde toplanmış altın sarısı saman balyaları, yeşil ile mavinin en güzel tonları… Kanada’da trenler doğanın ve köylerin arasından gidiyor. Tren yolculuğu ile sırf bu manzarayı görmek için bile Kanada’ya gidilir. Üç saatlik yolculuk sonrası Quebec tren garına ulaştım. Montreal’de iken son iki gündür Couchsurfing’den Quebec’te host edecek birilerini aramıştım fakat bulamamıştım. Burada insanlar genellikle fransızca konuşuyor ve couchsurfing kullanmıyorlardı. Quebec’in sayfasına 4 gün şehirde bulunacağıma dair bir yazı bırakmıştım. İstanbul’a gelip 1 ay gezmiş olan Robert benimle iletişime geçti ve Orleans adasında 4 gün misafir edebileceğini söyledi.

orleans island quebec

Benim için süpriz oldu. Çünkü Robert Orleans adasında yaşıyor ve özellikle bu adayı görmek istiyordum. Couchsurfing dışında otelleri ve hostelleri kullanabilirsiniz tabi ama bir turist olarak değil oranın yerlisi olarak görmek ve kültürlerini öğrenmek istiyorsanız gittiğiniz yerlerde birileriyle tanışmanız veya couchsurfing’i kullanmanız önemli. Sabah 09.30 gibi Quebec tren garına ulaştım. Robert arabasıyla tren garından aldı. Robert’ın bir yelkenli teknesi var ve Quebec’e üç saat uzaklıkta kuzeyde Cap a’lag isminde bir marinaya teknesinin tamirine gitmesi gerektiğini söyledi. Tekneyle ilgilenmesi gerektiği, işlerinin uzun süreceği ve benimde canım sıkılmasın diye yol üstünde tipik Kanada evlerine sahip Baile Saint Paule isminde bir köy’de bırakabileceğini ve dönüşte alabileceğini söyledi. Biraz bahsettiği bu köyü görmek istedim ve Kanada saatiyle 3’te buluşmak üzere anlaştık. Birde bisiklet koymuş arabasına. Arabasına sığmadığı için arka koltukları yatırmış ve ön tekerleği sökmüştü ama ön tekeri arabaya koymayı unutmuştu. Bagajı açıp ön tekerleği göremeyince kendi kendine baya söylendi. Onun bu misafirperverliği karşısında şaşkınlıkla hayır hayır sorun değil yürüyerek gezebilirim hem fotoğraf çekerim deyip teşekkür ettim ve saat 3’te buluşmak üzere ayrıldım. Bu tipik Quebec dizaynına sahip köyü gezdim. Biz de şehirde bile pek bisiklet yolu göremezken bu köyde bile bisiklet yolları vardı.

baile saint paule quebec

baile saint paule quebec

Dönüşte aldı ve Quebec Orleans adasına doğru yola çıktık. Adaya gitmeden önce bir markete uğradık. Benim Kanada’da 1 haftada ancak harcayabileceğim kadar alışveriş yaptık. Bu misafirperverlik karşısında ödemeye ortak olmak istesemde Robert kabul etmedi. Orleans adasını Quebec’e yalnızca bir köprü bağlıyordu. Köprüden geçip adaya sonrasında eve ulaştık. Ev üç katlı, nehir kenarında önünde ve arkasında bahçesi ve verandası olan bi evdi ve gezinin bu ana kadar olan bölümünde kaldığım en huzurlu ve doğayla içiçe evdi.

orleans island quebec

orleans island quebec

orleans island quebec

orleans island quebec

orleans island quebec

Akşam oluyordu. Arka bahçede barbekü yaptık, şarap ve bira içtik. O gün neleri konuşmadık ki? İnsan nasıl mutlu olurdan seyahate kadar bir çok şey… Hiç unutmayacağım bu koca yürekli adamın hayat felsefesini ve söylediklerini. Bana konuşmanın bir yerinde “sadece yaşa, hisset, farket. Bu aslında çok kolay. Mutlu olmak istiyorsan sabah 5’te kalk bahçede nehir’in üzerinde güneşin doğuşunu izle. Mutluluk kalıcı bir şey değil, bir an gelir ve mutlu olursun sadece bundan ibaret” dedi. Evi nehrin kenarındaydı ve arka bahçe nehirle bitişikti. Kocaman bu üç katlı evde eşinden ve iki tane çocuğundan ayrı yalnız yaşıyordu. Dünyanın bir çok yerinden Kanada’yı gezmeye gelenleri evinde misafir ediyor, onlarla birlikte geziyor, onların kültürlerini öğreniyor, yaşam enerjileri görüyordu. Böylelikle hayata bağlanıyordu. Ayrıca kendisi de bir gezgin olarak bu yaşına kadar bir çok ülkeyi gezmişti ve bunlardan bir tanesi de Türkiye’ydi. Beni misafir etmesinde Türkiye’yi gezmiş olması ve couchsurfing‘teki profilim etkili olmuştu. Couchsurfing’den insanların sizi misafir etmesi, sizinle bir şeyleri paylaşması için onların size katacağı gibi sizin de onlara katacağınız, sizden öğrenecekleri bir şeyler olmalı.

Ertesi gün Robert’in beni ilk almaya geldiğinde ön tekerini unuttuğu bisikleti ile Orleans adasında toplamda 55km’lik bir bisiklet turu yaptım.

orleans island quebec

Bisiklet ile gezerken yol üstünde o güzel Kanada evlerini, çilek çiftliklerini ve bir çok şapel ve kilise gördüm. Çilek bahçelerinden çilek kopartıp hayatımın en güzel organik çileklerini yedim.  Bu kocaman ada şehir’den bağımsız ve tamamen organik tarım üzerine kuruluydu.

orleans island quebec

Saint Jean ismindeki yer adanın en güzel yeriydi. Aşağıdaki fotoğraf Saint Jean’dan.

orleans island quebec

Organik bir şekilde kanola, üzüm, elma, özellikle de çilek yetiştirilen bu adanın aynı zamanda kendine özel yerel biraları da vardı. Akşam üstüne doğruydu güneş henüz batmamıştı adanın öbür taraflarında bir yerlerde mola vermek istedim. Le Mitan adında terası olan ve yerel biralar üreten bir yerde oturdum. Teras’ta biranızı içerken nehrin üzerinde gün batımını izleyeceğiniz yerel insanların geldiği turistik olmayan bu yerde adaya özel Baillargeon Blondie birasından içtim. Adanın her tarafı yeşil organik çiftliklerden ve ormanlardan oluşuyor bu yüzden güzel bir ambiansa sahip. Yolların kenarları çiçeklerle dolu, yürürken her yerden çiçek kokularını alabiliyorsunuz.

orleans island quebec

Türkiye’de son 1 senedir bisiklete binmemiştim, 2 yıl kadar önce de snowboard’ta dizimi sakatlayıp bir süre fizik tedavi görmüştüm. Bunların üstüne ara sıra yokuşlara denk gelmemden olsa gerek diz ağrısından 55km’lik turun son 5km’sini yürüdüm. Amacım özellikle 55 km pedallamak değildi. Robert’ın evinden çıkıp adanın harita üzerinden sağ bloğunu gezip ortasından tekrar alt kıyısına bağlanmak bu kadar sürdü. Diğer yarısını pedallamayı düşünmedim bile 🙂

Bir sonraki gün Robert ile bahçe işleri ile uğraştık. Kanada’da hemen hemen her evin (şehir merkezindeki apartmanlar hariç) ön ve arka bahçesi var ve insanlar düzenli olarak boş zamanlarda bahçesi ile ilgileniyor, bakımlarını yapıyorlar. Gün boyunca çimleri biçtik, bazı ağaçları ve bitkileri budadık, bahçeyi temizledik, bitkileri ve çiçekleri suladık, bakımlarını yaptık. Robert bahçesinde kendi baharatlarını yetiştiriyor, kompozit yapıyor ve permakültür biliyor. Baharat ve yeşillikleri hatta sebzelerin bir kısmını marketten almıyor. Yemek yaparken bahçesinden taze taze kopartıyor. Kendisine de bu kadar iyi baktığı için 64 yaşında olmasına ragmen genç insan enerjisine sahip ve her sabah 5-6 gibi güne başlıyor. Yurtdışında 60 yaşın üzeri insanlar nasıl bu kadar dinç oluyor sorusunun cevapları bunlar sanırım… Evin bir kısmı kütüphane olduğu için kitapları biraz karıştırdım ve kütüphanede Türk yemekleri adında bir kitap buldum. Robert İstanbul’a geldiğinde almış ve dünya mutfağından yemekler yapmayı seviyordu. Peki nasıl buldun Türk yemeklerini yapıyor musun diye sordum. Türk yemeklerini çok beğendiğini ve lezzetli bulduğunu ama maalesef diğer yemeklere göre yapımı uzun sürdüğü için artık yapmadığını söylemişti. Biz de de çoğu insan o kadar uzun sürdüğü için artık yapmıyor dedim ve güldük 🙂

Orleans adasında 4.gündü. Daha önce turistik olarak kısa yurtdışı gezileri yapmıştım ama seyyah modunda uzun süreli ve bulunduğum yerdeki insanların evinde kaldığım bir geziyi ilk defa yapıyordum. İkisi birbirinden çok farklıydı. Bilinmeyen ve turistlerin uğramadığı yerleri görüyor, farklı insanları, hayatları tanıyordum. Bir insanın hayatında kazanabileceği en güzel deneyimler. Sabah erken saatte kalkıp Robert ile yelkenli teknesinin olduğu üç saat uzaklıkta bulunan Cap a’lag daki marinaya gidip okyanus’la bitişik olan denize açıldık. İlk defa bir yelkenli tekne kullandım ve 15km’lik bir tur yaptım.

quebec sailboat travel

Dönüşte teknede yemek yedik. Teknenin içerisinde bir de mutfak bölümü vardı. Robert yelkenli teknesinden kıyıları, köyleri izlemeyi seviyordu. Akşam üstü tekneyi marinada bırakıp Orleans adasına geri döndük. Onca yorgunluğa ragmen tekne turu dönüşü Orleans adasının öbür tarafını gezdik. Akşam yemeğini evin nehri gören bahçesindeki verandasında yedik. 3 saat konuştuk yine ve Robert’ın hayat görüşünden, felsefesinden çok şey öğrendim. Bana neden dünya turuna çıktığımı ve neden bu kadar uzun seyahat edeceğimi sordu. Robert tek seferde bu kadar uzun süreli seyahat etmenin normal olmadığını düşünüyordu. Onun seyahat felsefesi daha çok 1 aylığına yalnızca bir şehire gidip o şehri yaşamak, tanımak ve geri dönmek üzerineydi. Robert’a sadece gezmek, yeni yerler görmek, yeni kültürler öğrenmek olmadığını aynı zamanda insanın kendi iç dünyasına bir yolculuk olduğunu, plansız programsız akışa bıraktığımı, benim için turistik bir gezi yerine felsefesinin yolda olmak olduğunu söyledim.

Beşinci gün ve günlerden Pazar günüydü. Kanada’nın en doğusuna Gaspe tarafına geçmeden önce Quebec’i gezmeye karar verdim. Hava sıcaktı. Yaşına ve havanın sıcaklığına aldırış etmeden Robert ile 3-4 saat Quebec’in merkezini gezdik.

quebec

Caddeleri, sokakları, tarihi binaları, kalenin tarihini tüm detaylarıyla anlattı. Yaşadığı şehrin tüm tarihini detayları ile biliyordu. Bi an düşündüm İstanbul’da olsam ve yurtdışından bir arkadaşım gelse İstanbul’u gezdiriyor olsam tarihini bu kadar anlatabilir miydim. Sonra arkasından üzerimdeki tüm paramı Kanada dolarına çevirdim ve Rimouski’ye gitmek için ayrıldım. Ayrılmadan önce teşekkür ettim herşey için, kapım senin için her zaman açık istediğin zaman gelebilirsin dedi. Dünyanın dört bir tarafında güzel arkadaşlar edinmek ve ayrılırken bunları duymak insanı mutlu eden şeyler. Ayrıldıktan sonra da couchsurfing’deki profilime çok güzel bir referans yazısı yazdı. Tanıdığım ender misafir perver insanlardan biriydi. Rimouski’ye gitmek için bir araba paylaşımı bulmuştum. 20 kanada doları karşılığında yaklaşık 3 saat yolculuk için şehrin bir başka noktasına gittim. Sabah nehrin dalga sesleri ve kuş sesleriyle uyandığım, gece uyurken dalga seslerinin ninni gibi olduğu o evi, organik çilek tarlalarının olduğu o adayı ve bana çok şey öğreten o koca adam Robert’ı unutmayacağım.

Gezinin en güzel yanı an’ınızı yaşarken kalpten iletişim kurup kazandığınız güzel insanlar. Yazımı bitirmeden önce Robert’a ait bir konuşmanın ortasındaki sözleri sizlerle paylaşmak istedim;

“Mutluluğa inanmıyorum, aramıyorum, bir an olur mutlu olursun geçer, çok kısadır ve mutluluk geçicidir. Hep ararız ama gerçek olan ise hayat ve daima öğrenmek… Hayat’ın bir anlamı yok, anlam yüklemek, aramakta anlamsız. Sadece dokun hayata, yaşa, içinde ol, renkleri gör, güneşin doğuşunu izle, denize açıl, doğayı ve rüzgarı hisset ve kendine iyi gelecek şeyler yap, kendini tanı. Hiç bir inanca, dine sahip değilim. Tanrı var mı yok mu bilmiyorum ama bence Tanrı sevgi ve eğer içinde bir sevgiye sahipsen Tanrı ile birliktesin. Bazen özleriz, geçmişe dönmek isteriz ama asla arkaya bakma, yaşanıp biten herşeyi gülümseyerek an ve yolunda yürü…”

Gelelim nasıl gidilir, ne yapılır, ne yenilir içilir kısmına:

Nasıl gidilir:
Quebec’e doğrudan uçuş bulunmuyor. Türkiye’den Toronto uçak bileti ile Toronto’ya uçuş yapabilir, yine ucuz uçak bileti  ile Toronto’dan uçakla, trenle veya otobüs ile geçiş yapabilirsiniz. Toronto’dan Quebec’e uçakla geçiş yapmayı düşünüyorsanız Kanada’daki en uygun havayolu şirketlerinden biri olan WestJet‘i de önerebilirim. Karadan ulaşım düşünüyorsanız ana yol şehrin içerisinden tren ise çiftliklerin, köylerin içerisinden geçtiği için tren ile gitmenizi tavsiye ederim. Tren için viarail sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Gezilecek yerler:
Quebec’in köyleri (örneğin Baie Saint Paule), 1500-1600. yıllara ait taş evlerin bulunduğu Old Quebec, Quebec duvarları, Lawrence nehri(Orleans adasından görebilirsiniz), Montromorency şelalesi, Kilise görmeyi seviyorsanız Notredame Basilica kilisesi, Orleans adası(adaya sadece sabah ve akşam otobüs ulaşımı vardır. Quebec’e bir köprü ile bağlandığı için araçla da geçebilirsiniz.), Orleans adasında özellikle Saint Jean bölgesi, organik çilek tarlaları, Le Mitan teras bar, Orleans adasındaki evler, eğer balinaları görmek istiyorsanız Tadoussac (buradan kalkan balina tur gemileri ile okyanusta balinaları görebilirsiniz), Saguenay nehri, Anse Saint Jean köyü…

Ne yenir içilir:
Quebec’in resmi dili fransızcadır ve zamanında Kanada’ya çıkan fransız kolonilerinden dolayı fransız mutfağı hakimdir. Soslu ve peynirli patates kızartması poutine, rapie ve tourtieres börekleri, meşhur quebec peynirleri, şarap, lokal biralar (Orleans adasına geçecekseniz özellikle Le Mitan’da yerel biraları deneyiniz)…

Ayrıca gitmek için en uygun zaman Haziran-Ağustos arasıdır. Yazın sıcaklık 15-25 derece civarlarında. Quebec’te insanlar Toronto ve Montreal’in aksine pek ingilizce konuşmazlar ve çok az couchsurfing üyesi vardır.

Baie Saint Paule:

Orleans Adası:

 

Quebec:


Bir başka yol anısında görüşmek üzere…

Göksel

www.yolbitmez.com/ben-kimim

Add comment

Bir Cevap Yazın

Son Yazılar

Instagram

  • Portre Fla MarseilleFrance vscocam vsco instapic vscogood instalife aniyakala objektifimdenhellip
  • Portre ekim Fla MarseilleFrance vscocam vsco instapic vscogood instalife aniyakalahellip
  • Karlatmzda bu arkadalar dada zgrce geziyorlard O andan geriye buhellip
  • Fla MarseilleFrance vscocam vsco instapic vscogood instalife aniyakala objektifimden instagramturkeyhellip
  • Portrait France Model Lina from Leutivos Respublica vscocam vsco instapichellip
  • Gney alp zirveleri Mont Blanc France vscocam vsco instapic vscogoodhellip
  • arkadalar iyidir friends moda modasahil sundayfunday
  • Portre irincezmirTurkey vscocam vsco instapic vscogood instalife aniyakala objektifimden instagramturkeyhellip
  • pazar sundayfunday sunday mahatmacafe portre portraiture portrait portraitphotography

Ben Kimim


Üniversiteyi bitirip yıllarca IT sektöründe yazılım mühendisi olarak çalıştım. 21. yüzyılın icadı olan kariyerime ikinci bir üniversite diploması, üç beş özel kurs ve 8-10 da sertifika ekledim. Sistemin bana sundugu tüm zokayı yiyip, modern köleliğin dibine vurdum. Ev, iş ve İstanbul trafiğinde… devamını oku

Popüler Yazılar

Sosyal medya takip

Sosyal medyada takip etmek için:

/* ]]> */