Yol Bitmez

Queen Elizabeth Park

Şu ana kadar ki gezinin en eğlenceli kısmı Kanada oldu benim için. 17 Haziran 2015’de Kanada’ya giriş yaptım ve Toronto’ya geçtim. Kanada’ya giriş ve Toronto yol anılarıma buradan ulaşabilirsiniz. Bu yazı da Couchsurfing’den tanışıp 10 gün evinde misafir eden Jean ve onun arkadaşlarıyla birlikte gittiğim Queen Elizabeth II Wildlands Provincial Park’taki 3 günlük kano gezisi ve kamp deneyimlerimi anlatacağım.

Kanada yaşam kalitesi yüksek, bozulmamış doğal güzelliklere sahip, insanların birbirine çokça saygılı olduğu, çok trafiğin olmadığı, doğaya saygının ve insan bilincinin üst düzeyde olduğu bir ülke. Parklarda, sahilde, kapı önlerinde, doğal parklarda içki ve sigara içmek yasak. Hatta parklarda anket yapan insanlar var en son ne zaman sigara içtin? Hiç parkta sigara içtin mi?, Yolda sigara izmariti gördün mü? Ankete katılırsanız restorantlarda indirim sağlayan 5$’lık bir kart veriyorlar. Kaldırımda yürürken sigara içen insan bile göremezsiniz. Bu sebeplerdendir ki bozulmamış bir doğaya sahip Kanada.

Toronto’da olduğum zamanda daha da kuzeye gitmek ve o hayal tadındaki doğal parklarda kamp yapmak vardı kafamda. Couchsurfing ve meetup üzerinden baktığımda Toronto’ya 8 saat uzaklıkta ve kuzeyde olan Algonquin Park için en yakın etkinlik 1-2 hafta sonra ve toplamda 7-10 gün, her gün 10km üzerinde hiking, farklı noktalarda kamp içeriyordu. Yaklaşık 10kg çantayla katılmam gereken içki ve sigaranın içilmediği, 150 kanada doları civarında bir etkinlikti. Jean’a başka bir çözüm var mı diye sordum. O da uzun süredir kampa gitmiyordu. Jean ile konuştuk ve 2-3 saat mesafede, kuzeyde olan Queen Elizabeth doğal parkında kano ve kamp yapmaya karar verdik. Bu park daha yakında, daha küçük olmasına rağmen daha güzel, girişin ücretsiz olduğu ve bizim kafamızdaki formata daha uygun bir yerdi.

26 Haziran 2015 Cuma günü sabah 7 gibi uyandık. Jean’ın annesinin evine gittik arkadaşları geldi sonra iki araba’nın üzerine 1 kano 2 kayık bağladık. Yola çıktık hava çok güzel, güneşli ve gökyüzünde bulutlar… Arabada güzel müzikler çalıyor, yol üstünde güzel kanada evlerini görüyorum… Herkes müziğe uyum içinde. Arabanın üstündeki kayığa aldırış etmeden hızla virajlara giriyor Daniel. Arada şerit değiştirirken ayna yerine kafasını çevirip arkaya bakıyor o arada küreklerden birini unuttuk diyor Jean. Hemen diğer arabayı arıyoruz neyse ki onlar almış,  içeri de o yolu geri dönmediğimiz için bir sevinç 🙂 Kahvaltı yapmamıştık. Yollar öylece akıp gidiyor rüzgar açık olan pencereden içeri doğanın kokusunu getiriyordu… Kanada’nın otobanındayız fakat doğanın ortasında yol. Arabadayken Aurora arkaya pandoranın kutusunu uzatıyor Jean ise bir sigara sarmaya başlıyor… İçtikten sonra 3 saat geçti sanırım o arada zaman bağlantısı koptu ve ancak başlayabildim tekrar yazmaya… Red Hot Chili Peppers çalıyor, yolda büyülü çiftlikler, yer sapsarı gök masmavi… Doğal parkın içine gelmeden Tim Horton’s da  durduk kahvaltı ve kahve için. Bir yandan açlıktan ölecek gibi hissederken bi yandan kafamın güzelliğinden ne yiyeceğimi seçemiyordum. Daniel’in son dakika önerisi üzerine İtalyan ekstrem sandviç aldım yanına da buzlu kahve. Menüler fransızca, sandviçler bilmediğim türden. İtalyan candır dedim…

Buraya kadar giriş, gelişme kısmını uzun uzun yazdım çünkü o esnada yazdım. Geri kalan kısmı için aklımda kalanları yazacağım. Bir iki yanlış yola sapmanın ardından doğal parka vardık, araçları parkettik, kanoları indirdik. Çantaları yüklendik ve gölün kenarına indik. 7 kişi, bir gün önce yapılan market alışverişi ve yol üstündeki alkol alışverişi derken oldukça çok mühimmatla kano ve kayıklara yüklendik. Kanadalı gençlerin adeti üzerine gölde açılmadan önce biraları aldık elimize alt yandan bir delik açtık ve parmağımızla kapattık. 1-2-3 diye saydık ve üstten kapağı açıp 500ml’lik birayı tek seferde shot olarak içtik. Kamp başlamıştı… Kano ve kayıklarla açıldık 3-4 saat kadar gölde ilerledik, Gölde ilerlerken gölün ortasında arada bir mola verip kano ve kayıklar arasında rom, viski, çekirdek, yer fıstığı transferleri yapıldı. Güneşin batmasına 1-2 saat vardı. Kamp alanına vardık. Çadırları kurduk, odun topladık, ateşi yaktık, akşam yemeğini yapıp yedik, arkasından 7-8 metre’den göle koşarak atlayış yaptık. Koşarak yaptık çünkü kaya yavaş bir eğimde göle indiği için ileriye atlamak gerekiyordu. Bu ayılmanın ardından kamp ateşi etrafında gecenin ilerleyen saatlerine kadar muhabbet devam etti. Doğal park olduğu için sivrisinekler bizdekinden farklıydı ve bir tanesinin sokması bir hafta boyunca şişlik ve kaşınma için yeterliydi. Sivrisinek koruyucular hiç bir fayda etmedi. Ancak ayık olmadığımız için biz de onları çok farketmedik sanırım 🙂 Gecenin sonunda çadıra ne zaman gittim uyudum ve sabah oldu hatırlamıyorum. Ertesi gün kahvaltı ardından gölde kanoyla açıldık, 2-3 saatlik kano ve kayık turunda bir yandan gölde ilerlerken bir yandan kamp alanındaki eğlence göl üstünde devam ediyordu. Bulunduğumuz alanda odun kalmadığı için başka bir noktaya gidip odun toplayıp kayıklara yükledik ve geri geldik. Sonra tekrar çıktık. Bir ara ayrıldık herkes farklı noktalara gitti ve Jean ile biz bir şelaleye yanaştık. Kayıktan inip çıplak ayaklarla büyülü ormanlarda yürüdük. Göl üstündeyken yediğimiz ve içtiğimiz şeylerden artık başka bir boyuttaydık. Bir ara şelalenin yanında altında 2-3 metre boşluk bulunan devrilmiş bir ağacın üstünde çıplak ve ıslak ayaklarla yürüdüğümü hatırlıyorum. Büyülü ormanlarda doğaya karıştığımı işte tam bu noktada hissettim. Sonra döndük. Akşam yemeği için hazırlanırken 2 tane balıkçı genç kamp noktamıza geldi bize gölde tuttukları 3 adet büyük balığı ikram ettiler bizde onlara kamp ateşimizi ve içkilerimizi. Yağmur iyice bastırmış ateşin başına odunları sabitleyip branda kurmuştuk, bir yandan sigaralar içilirken bir yandan balığı temizlemeye çalışıyorduk, sonra balık ızgara yaptık ve akşam yemeğini yedik. Paylaşımın güzelliği balık veriyorsun, içki alıyorsun, sonra onlar sana sigara uzatıyor sonra sen onlara çerez bu böyle devam ederken ateşi ve muhabbeti de paylaşıyorsun. Sonra ayrıldılar. Geldiğimizden beri 24 saati güzel kafayla doldurmuştuk… Yağmur bastırdı doğal olarak sivri sinekler daha da çoğaldı gecenin ilerleyen saatlerinde yağmurdan 4 kişilik ana çadıra 7 kişi girdik. İki çadırımız vardı ama muhabbet ana çadırda devam edecekti. İçeriye dolan sivri sinekleri öldürmek için doğal el yöntemlerini kullandığımız 1 saatlik savaşın ardından kanlı ellerimizle kağıt oyunları oynadık. Hiç kimse lüks derdinde değildi ve o çadırı paylaşayan insanlar bunları çoktan aşmıştı. Ertesi gün kahvaltı ve tekrar 3 saatlik kano ve kayık ile geri dönüşün ardından araçlara ulaştık. Kayık ve kanolara dolan yağmurdan içimize kadar ıslanmıştık. Tabi çantalarda. Arabalara kayık, kano ve çantaları yeniden yükledik ve yola çıktık. Gelirken yaşadığımız formatı giderken kopyaladık. Arkaya uzanan pandoranın kutusu, aklından geçen bir saniyelik düşüncelerin içinde bir saat yaşaman, bağlantıların kopması derken Daniel yol üstünde trafikten dolayı önde duran arabaya son sürat çarpmak üzereyken son anda direksiyonu kırdı ve yolun dışına çıkıp son anda durduk ve tekrar yola girdik. Sonra bir kahve molası verdik en yakın yerde. Giderken yaptığımız hazırlığı bir videoyu geri alır gibi geri aldık.

3-4 yıldır kamp yapıyorum ancak şunu söyleyebilirim ki yaşadığım en iyi kamp deneyimiydi. Doğa, kamptaki arkadaşlar, buraya özgü adetler ve format oldukça farklıydı… Fotoğraflardan Kanada’nın doğasını ve kamp’taki detayları görebilirsiniz. 3 günlük kampı bu derece güzel kılan yediklerimiz, içtiklerimiz değil, paylaşımdı, doğaydı, dünyanın öteki ucunda bilmediğin bir doğada, daha önce görmediğin insanlarla anı paylaşmak, arkadaş olmak, karşılaştığım anlar ve hayata gerçekten dokunduğumu hissetmekti…

 

 

 

Göksel

www.yolbitmez.com/ben-kimim

Add comment

Bir Cevap Yazın

Son Yazılar

Instagram

  • Portre irincezmirTurkey vscocam vsco instapic vscogood instalife aniyakala objektifimden instagramturkeyhellip
  • Portrait France Model Lina from Leutivos Respublica vscocam vsco instapichellip
  • pazar sundayfunday sunday mahatmacafe portre portraiture portrait portraitphotography
  • Fla MarseilleFrance vscocam vsco instapic vscogood instalife aniyakala objektifimden instagramturkeyhellip
  • Karlatmzda bu arkadalar dada zgrce geziyorlard O andan geriye buhellip
  • Gney alp zirveleri Mont Blanc France vscocam vsco instapic vscogoodhellip
  • arkadalar iyidir friends moda modasahil sundayfunday
  • Portre Fla MarseilleFrance vscocam vsco instapic vscogood instalife aniyakala objektifimdenhellip
  • Portre ekim Fla MarseilleFrance vscocam vsco instapic vscogood instalife aniyakalahellip

Ben Kimim


Üniversiteyi bitirip yıllarca IT sektöründe yazılım mühendisi olarak çalıştım. 21. yüzyılın icadı olan kariyerime ikinci bir üniversite diploması, üç beş özel kurs ve 8-10 da sertifika ekledim. Sistemin bana sundugu tüm zokayı yiyip, modern köleliğin dibine vurdum. Ev, iş ve İstanbul trafiğinde… devamını oku

Popüler Yazılar

Sosyal medya takip

Sosyal medyada takip etmek için:

/* ]]> */